Ana içeriğe atla

Virüslü Kapitalizm'den "Kurtarıcı" Venüs Projesine


Son günlerde yaşanan virüs yayılımı, genel itibarıyla hepimiz için aynı sorularla karşılık buldu. Küresel sistem üzerinde gerçekleşen bir operasyon mu; yarasa kanadından yayılan doğal bir pandemi vakası mı? Sorunun yanıtını sona bırakıp, meseleye dair birkaç farklı noktadan tespitlerimi sunmak isterim.

T.R. Malthus 1766-1834 yılları arasında yaşamış, klasik iktisat okulunun başat aktörlerinden olan bir rahip ve üniversite hocası... Klasik iktisat okulu içinde en aykırı olarak tanımlayabileceğimiz üye olan Malthus, klasik ekonominin ana varsayımlarında dahi diğer üyelere itirazlarıyla meşhurdur. "Politik İktisadın İlkeleri" (Principles of Political Economy)  eseri bu itirazların bir kısmını içeren ve en tanınan yayınıdır.

 “Her eşitlik düzeni fakirlik ve sefaletle sonuçlanır; nedeni nüfusun geçim vasıtalarından daha süratle artma eğilimidir... -R. Malthus-”

“Nüfusun muazzam gücü sefalet ya da ahlâksızlık üretmeden kontrol edilemez. –R. Malthus-” 

Malthus’un Darwin’in evrim kuramını, felsefi çalışmaları, günümüz düşünürlerini ve politikacılarını etkileyen yaklaşımlarını şimdilik bir kenara bırakarak, “nüfus yasasından” bahsetmek konumuzla bağlantılı olacaktır. Malthus, nüfusun geometrik bir dizi şeklinde ( 2, 4, 8 , 16, 32 …) artarken, yeryüzü kaynaklarının aritmetik olarak arttığını (2,4,6,8,10…) öne sürmekteydi. Bu husus Nüfus Üzerine Deneme adlı eserinden hareketle nüfus yasası olarak adlandırılmaktadır. Buna göre, geometrik olarak artan nüfus, aritmetik olarak artan yeryüzü kaynaklarını geçerse, açlık; sefalet, ölüm, veba, salgın hastalıklar, ahlaki bozulma ve suç oranında artış baş gösterecektir. Bu doğal seleksiyon süreci nüfusu tekrar denge düzeyine, yani kaynakların nüfusa yettiği düzeye, Malthus’un deyişiyle geçimlik düzeye getirecektir.  Buna karşın, aslında Malthus’un nüfus artışına tamamen karşı olmadığını diğer yazarların aktarımlarından görüyoruz. Malthus’un ilahi “çoğalınız” emrini kabul ettiği; fakat geçimlik düzeyin aşılmasının sonuçlarını olgusal olarak kendince ortaya koyduğu metinlerden anlaşılmaktadır. 

Malthus’a göre, dünya sefalet, kıtlık ve suçun da aralında olduğu “üstesinden gelinemez zorluklar”la dolu bir hayata mahkumdur.  [1]


Kimi yazarlar varlığı başkaldırmakla temellendirmiştir. Başkaldırıyorum o halde varım! Peki burada Malthusyen Felsefe’ye birincil başkaldırıcı soru ne olmalıdır? Benim kanaatime göre bu soru şudur: Yeryüzü kaynakları gerçekten nüfus için yetersiz midir; yoksa söz konusu açlık, sefalet, ölüm, virüs, salgın… bilimum toplumsal ve tabii krizler bu kaynakların tekel’de toplanmasından mı kaynaklanmaktadır?

Konuyla yakından ilgili olduğundan, hatırlatmakta fayda gördüğüm bir hususu atlamak istemiyorum: Mevcut dünya İktisadi ve Siyasi düzeninin (Kapitalizm) ahlaki, iktisadi, siyasi, toplumsal ve hatta sosyal temelini klasik iktisat doktrini oluşturmaktadır. Ve bahse konu sistemin varlığını devam ettirebilmesi, tıpkı sermayenin merkezileşmesine ve tekelde toplanmasına bağlı olduğu gibi diğer tüm yeryüzü kaynaklarının tekelde toplanmasını ve merkezileşmesini gerekli kılmaktadır. Konuya ilişkin istatistikler incelendiğinde, dünya kaynaklarının toplam nüfus için yeterli olmasının ötesinde, ihtiyacın çok üzerinde olduğu görülmektedir. Buradan hareketle Klasik İktisat Okulunun aykırı papazı, Kapitalizm’in fikir babalarından olan Malthus’un tezinin geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre kaynakların yetersizliği sorunu yoktur; kaynak dağılımında adaletsizlik sorunu vardır. Ve bu sorun insanlığa bir realite gibi yutturularak, Venüs Projesi mizanseni -bana göre- paradigma değişiminin ta kendisi olacaktır. Kurulu düzen (Kapitalizm) elbette yıkılmalıdır ve yıkılmaya mecburdur da. Ancak bu paradigma değişimini kimler gerçekleştirmektedir; tamamen ithal bir üründen mi bahsedilmektedir, yoksa bu paradigma değişiminde tüm ülkeler söz sahibi olacak mıdır? Ya da komplo olarak nitelenen teorilerde sıkça gördüğümüz “aileler” otokratik olarak mı bu düzeni dönüştüreceklerdir?

Venüs Projesi 

Projeye dair ansiklopedik bilgi: “Venüs Projesi, Jacque Fresco'nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek amacıyla kurduğu bir organizasyon. Jacque Fresco, endüstriyel tasarımcı, sosyal mühendis, yazar, konferansçı, fütürist ve mucittir. Tasarımcı ve mucit olarak biyomedikal yeniliklerden tamamen entegre sosyal sistemlere kadar geniş yelpazede çalışmıştır. Bir web site aracılığıyla yayınladığı video ve belgelerle, toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak amacıyla kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, enerji etkinliğinin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini topluma sağlayacağı faydaya odaklanarak açıkladığı bir organizasyondur. Bu organizasyon, Jacque Fresco ve Roxanne Meadows tarafından 1995 yılında başlatıldı. Jacque Fresco'nun hayatının ve çalışmalarının anlatıldığı Planlı Gelecek (Future by Design) 2006 yılında yayınlandı. Venüs Projesi'ne isim kaynağı olan Venüs, Florida'da Okeechobee Gölü yakınlarında 85.000 m2 alana sahip bir araştırma merkezidir.”

Venüs Projesinin temel argümanı, “Kaynak Bazlı Ekonomik Sistem (KBES)”dir. Kaynak Bazlı Ekonomik Sistem, Malthus’un yukarıda bahsedilen tezinde sonuç olarak ele aldığı açlık, sefalet, ölüm, salgın hastalık gibi konulara bambaşka ve makul bir açıdan bakmakta; bu sorunları para/sermaye bazlı, kaynakların belli ellerde toplandığı kapitalist sistemin kendisine bağlamaktadır. 

KBES, kapitalist iş düzeni ve yasalarından sıyrılarak yeni bir üretim ve yaşam tarzı önermektedir. Projeye göre kapitalist üretim tarzı kâr odaklı çalışarak aslında teknolojik ilerlemeyi bilinçli olarak sınırlamakta, verimliliği azaltmakta ve en önemlisi de gelir dağılımında adaletsizlik sorunsalını yaratmaktadır. Fresqo, bu mevcut ekonomik düzenin sorunlarının insanlarda güven problemine yol açacağını; insanları düzeni sorgulama ve değiştirme eğilimlerine sevk edeceğine inandı. Buna göre insanlar mevcut kapitalist sistemi, kaynak bazlı ekonomik sisteme evireceklerdir. 

“Venüs projesi yoksulluğun, kıtlığın, toplumdaki her türlü yozlaşmanın, suçun, ve savaşların nedeninin, günümüz dünyasının toplumun yararına olan teknolojik gelişmeleri bilinçli bir şekilde yavaşlatan kar bazlı ekonomik sistem olduğu düşüncesiyle kuruldu.  Jacque Fresqo, kar bazlı ekonomik sistem tarafından teknolojinin gelişiminde kasıtlı olarak yaratılan yavaşlamanın, "karlılık"tan kurtarıldığında daha fazla insan için daha çok kaynak bolluğu ve buna bağlı olarak daha fazla ürün sağlayacağı ve kıtlık, yoksulluk ve açlığı ortadan kaldıracağı teorisini geliştirdi. Bu yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu, insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır. Fresqo'ya göre, parasal ekonomik sistem ve onun sonucunda ortaya çıkan emek ve rekabet gibi süreçlerin insanları gerçek potansiyellerini ortaya koymaktan alıkoyarak toplumu geriletmektedir. 
Fresqo, insanların daha uzun, sağlıklı ve daha anlamlı bir hayat yaşamalarının artık mümkün olduğuna inanarak bahsettiği düşüncelerin toplumdaki insanların büyük çoğunluğu için en üst düzey fayda sağlayacak fikirler olduğunu ifade etti. ” 

Birçok yönü olan Venüs Projesi, aslında var olan temel istatistikleri şu şekilde ilkeselleştiriyor: 

Dünya kaynakları, dünya nüfusu için fazlasıyla yeterlidir.
Bu kaynakların etkin ve adil dağıtılacağı yeşil şehirler kurulacaktır. Böylelikle açlık, salgın hastalık, virüs, tabii ve sosyal afetler son bulacaktır. Dünya yaşanılabilir bir dünya olacaktır. 
Şehirler standart bir düzene sahip olacaktır. ( Dikkat! Kapitalist sistemin de genel geçer, tek tip kuralları mevcuttu ve bu kurallar sadece oyun kuruculara hizmet ediyordu. )
Enerji üretiminin büyük çoğunluğu, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanacaktır. Böylelikle hem çevre korunacak hem de ülkeler enerjiyi bir politika aracı olarak kullanamayacaktır. Enerji kaynakları ve maden rezervlerinden kaynaklanan savaşlar son bulacaktır.
Vaat edilen iş modeli, günümüzde ilerlemekte olan yapay zeka ve otomasyona dayalı iş modeline benzemektedir. Böylece insanlar büyük oranda emek piyasasından çekilecek, üretim faktörleri robotları da içeren yeni sermaye ve doğal kaynaklar olacaktır. Onlara göre, böyle bir üretim tarzı, nüfusun neredeyse tamamı için kendini gerçekleştirme imkanı sağlayacaktır.
Kaynaklar standart olarak tahsis edilmiş şehirlerde herkese adil bir biçimde dağıtılacaktır.  Böylelikle ihtiyaçlar sınırsız; kaynaklar kıttır tezi çökmüş olacaktır. Dünya’daki tüm sosyal ve tabii sorunların temeli olan kaynak dağılımında adaletsizlik ortadan kaldırılmış olacaktır. 

Bu arada Venüs Projesi, dini inancı reddetmekte; dini, kapitalist sistemin idamesi için kullanılan bir araç olarak görmektedir. Günümüzde ve maalesef ülkemizde de, din tüccarlarının ağırlıkta olduğunu görünce insanın içinden şöyle bir acaba demek geliyor. Fakat dinin yanmayan kefen, sırattan düşürmeyen terlik, idrar-ı şerif … gibi hurafelerden müteşekkil olmadığını, bu ve benzeri oluşumların dışarıda bir kuklacılarının olduğunu ve/veya içerideki akılsızları sömürdüğünü biliyoruz. Venüs Projesi hakkında detaylı bilgi için:*

Sonuçta, Venüs Projesi, kaynak dağılımı ve ekonomik nizam açısından Kapitalist mevcut düzene göre çok daha makul bir açılım yapmaktadır (en azından sözde). Bununla birlikte şehircilik, iş modeli ve insanın kendini gerçekleştirmesi yaklaşımları da kayda değerdir. Buna karşın idea olarak hazırlanan metnin devlete ve dine olan bakış açıları gözden geçirildiğinde, belli çıkar gruplarına hizmet edecek bir proje olabileceği kuşkusu uyanmaktadır. Bahse konu “aileler” dünyayı yeniden dizayn ederken, bu projeyi bizi uyutacakları bir masal olarak mı kullanacaklar sorusunu kendime sormaktan alıkoyamıyorum. 

En başta sorduğum soruyla bitirmek isterim. COVID 19 salgınının, her koşulda paradigma değişimi için kullanılan, yeniden dizayn edici bir araç olduğu kanaatindeyim. Sonuçta COVID 19 sistemde sona gelişin son düğmesi olabilir. Bunlar hep vahşi kapitalizm yüzünden, kahrol Amerika al sana bomba derken, bir yandan da aynı güçler kurtarıcı Mesih olarak Venüs Projesini görücüye çıkartabilirler. Evet, en baştaki soruya cevap olarak küresel bir operasyonla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Bu süreç bana göre suni bir süreçtir. Sürecin yarasa kanadından ya da başka bir şekilde doğal olarak işlediği argümanını ileri süren birçok akademisyen ve uzman dinledim. Fakat bu açıklamalar beni hiç tatmin etmedi. Bununla birlikte burada Venüs Projesi’ni bir metafor olarak kullandım. Bambaşka projelerle de dünya karşı karşıya olabilir. Ezcümle, COVID 19 bir tampon mekanizması olarak, yeni düzene geçiş için kullanılan bir araç olabilir. 



1[1]  Mark Skousen, İktisadi Düşünce Tarihi: Modern İktisadın İnşası, Çevirenler: Acar-Erdem-Toprak, 6. Baskı, Adres Yayınları, Ekim 2014, Ankara, s. 82




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CLI(Composite Leading Indicators) Bileşik Öncü Göstergeler

             Ekonomide, konjonkturel dalgalanmadan sonra yön değiştiren değişkenlere geciken değişken (gelire bağlı faiz değişimi vs.); konjonkturle eşanlı yön değiştiren değişkenlere uyan değişken (işsizlik, istihdam verileri vs.), konjonkturden önce yön değiştiren değişkenlere ise öncü değişken denmektedir. Nitelik itibariyle birincisi sonuçların etkisini gözlemlemek için elverişlidir. İkinci konjonktür ve değişken arasındaki bağıntının kuvvetinin çözümlenmesi için; üçüncüsü ise GDP düzeyinin ve buna bağlı değişkenlerin tahminlenmesi ve öngörülmesi ile stratejik planların  hazırlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bazı durumlarda ise gerekli önlemlerin alınması açısından erken uyarı sinyali işlevi görür.  CLI indeksi ( bileşik öncü göstergeler) ,OECD ve TCMB tarafından yayınlanmakta olup, kapasite kullanım oranı; sanayi üretim endeksi, tüketici güven endeksi, iş alemi elektrik tüketimi (kw/h) gibi kalemlerin belirli ağ...

FIRSAT PENCERELERİ: YERLİ OTOMOBİL VE TÜMOSAN ATILIMI

Yapısalcı İktisat yaklaşımı 2018 Aralık'tan günümüze kadar uzanan süreç itibariyle içinde bulunduğumuz durumla adeta örtüşmektedir. Ekonomi yönetimi ve özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmekte olduğu, yeni ekonomi modeli ve güncel önlemler, yapısalcı okula yakın uygulamaları ortaya koymaktadır. Bir taraftan cari açığı kapatıcı, eğitim sistemini dönüştürücü(Eğitim Bakanı Ziya Selçuk koordinasyonunda sanayi 4.0, blokchain, yapay zeka-AI gibi.), savunma sanayiini yerlileştirici… yapısal reform adımları atılırken, bir taraftan da kısa vadeli makro dengeler, çıkar gruplarını sürece inandırarak; sürece katarak(enflasyonla topyekun mücadele, beyaz eşya/mobilya vergi indirimleri…), enflasyon ve diğer ataletlerden kurtarmak suretiyle sağlanmaya çalışılmaktadır. Döviz kurundaki asıl hedefe ise, değişim aşamasında varılacaktır. YEP/OVP sloganı dahi, kronolojik olarak yapısalcı okulu vurgulamaktadır: Dengelenme, disiplin, değişim…(Yapısal İktisat Ekolünün temel düşünc...

Fırsat Pencereleri ve Endüstri 4.0

Teknoloji Transferi ve Fırsat Pencereleri İlk yazıma başlarken, bu blogu açma amacımın öncelikle ülkeme faydalı hizmetler sunmak olduğunu bir temenni olarak belirtiyorum.Kalkınma İktisadı güncel olarak bize ne söyler? Bugün için, bir araç olan Kalkınma İktisadını nasıl kullanalım? C.Perez ve L.Soete adlı iki kalkınma iktisatçısının ortaya atmış olduğu ''Fırsat Pencereleri'' yaklaşımını, kaçırmamız ve kaçınmamız facia olabilecek Sanayi-Endüstri 4.0 ile bağdaştırmak istiyorum; ve fırsat pencereleri yaklaşımını, Türkiye açısından Sanayi 4.0'a açılan pencere olarak görüyorum . Mezkur iki iktisatçı pencereleri ikiye ayırmışlardır. İlk pencere onlara göre dar ve elverişsizdir ki ilk pencereden kasıt, az gelişmiş(AGÜ) ve gelişmekte olan ülkelerin(GOÜ), mevcut üretim teknolojisi ve standardizasyonunu gelişmiş ülkelerden taklit ederek teknoloji açığını gidermesidir. Ancak bu, gelişmiş ülkelerin teknoloji transferine sıcak bakmamaları sebebiyle güçtür. Bunu kavramış...