Ana içeriğe atla

CLI(Composite Leading Indicators) Bileşik Öncü Göstergeler



            

Ekonomide, konjonkturel dalgalanmadan sonra yön değiştiren değişkenlere geciken değişken(gelire bağlı faiz değişimi vs.); konjonkturle eşanlı yön değiştiren değişkenlere uyan değişken(işsizlik, istihdam verileri vs.), konjonkturden önce yön değiştiren değişkenlere ise öncü değişken denmektedir. Nitelik itibariyle birincisi sonuçların etkisini gözlemlemek için elverişlidir. İkinci konjonktür ve değişken arasındaki bağıntının kuvvetinin çözümlenmesi için; üçüncüsü ise GDP düzeyinin ve buna bağlı değişkenlerin tahminlenmesi ve öngörülmesi ile stratejik planların  hazırlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bazı durumlarda ise gerekli önlemlerin alınması açısından erken uyarı sinyali işlevi görür. 


CLI indeksi( bileşik öncü göstergeler) ,OECD ve TCMB tarafından yayınlanmakta olup, kapasite kullanım oranı; sanayi üretim endeksi, tüketici güven endeksi, iş alemi elektrik tüketimi (kw/h) gibi kalemlerin belirli ağırlıklı ortalamasından oluşmaktadır. Reel GSYİH’nın dalgalanmalarını (konjonktürel,devresel dalgalanmaları – business  cycle) yaklaşık 6-9 ay önceden görebilmektedir.  CLI, konjonktür daralmadan önce daralması, dip yapmadan önce dip yapması, genişlemeden önce genişlemesi ve zirve yapmadan önce zirve yapması yani konjonktürden önce hareket etmesi açısından öncü değişken olarak nitelenmektedir. Tek tek firmalar bazında değil; fakat toplulaştırılmış olarak tüm ekonomi(makro ekonomi) bazında bu açıdan önemli bir erken uyarı sinyali göstergesidir.

Aşağıda mavi grafik Türkiye’yi, kırmızı olan ise OECD ülkeleri ortalamasını göstermektedir. Türkiye’nin OECD ortalamasına göre volatilitesi oldukça yüksek görünüyor. 2017 sonuna tekabül eden dönemde zirve(peak) yapan CLI,  Ağustos-Eylül 2018 gibi GSYİH’nin de zirve yaptığını göstermektedir. İzleyen dönemde OECD ortalamasına göre oldukça sert azalan indeks, gerek içinde bulunduğumuz aylarda gerek önümüzdeki 6-9 ayda ekonomik aktivitenin oldukça fazla daralacağını göstermektedir(enflasyon, kur ve faizde kısmi düzeltmeler olabilir; kastettiğim ekonomik büyümedeki yavaşlama ve işsizlik oranında artış).


 
 KAYNAK: OECD; CLI INDEX 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

FIRSAT PENCERELERİ: YERLİ OTOMOBİL VE TÜMOSAN ATILIMI

Yapısalcı İktisat yaklaşımı 2018 Aralık'tan günümüze kadar uzanan süreç itibariyle içinde bulunduğumuz durumla adeta örtüşmektedir. Ekonomi yönetimi ve özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmekte olduğu, yeni ekonomi modeli ve güncel önlemler, yapısalcı okula yakın uygulamaları ortaya koymaktadır. Bir taraftan cari açığı kapatıcı, eğitim sistemini dönüştürücü(Eğitim Bakanı Ziya Selçuk koordinasyonunda sanayi 4.0, blokchain, yapay zeka-AI gibi.), savunma sanayiini yerlileştirici… yapısal reform adımları atılırken, bir taraftan da kısa vadeli makro dengeler, çıkar gruplarını sürece inandırarak; sürece katarak(enflasyonla topyekun mücadele, beyaz eşya/mobilya vergi indirimleri…), enflasyon ve diğer ataletlerden kurtarmak suretiyle sağlanmaya çalışılmaktadır. Döviz kurundaki asıl hedefe ise, değişim aşamasında varılacaktır. YEP/OVP sloganı dahi, kronolojik olarak yapısalcı okulu vurgulamaktadır: Dengelenme, disiplin, değişim…(Yapısal İktisat Ekolünün temel düşünc...

Fırsat Pencereleri ve Endüstri 4.0

Teknoloji Transferi ve Fırsat Pencereleri İlk yazıma başlarken, bu blogu açma amacımın öncelikle ülkeme faydalı hizmetler sunmak olduğunu bir temenni olarak belirtiyorum.Kalkınma İktisadı güncel olarak bize ne söyler? Bugün için, bir araç olan Kalkınma İktisadını nasıl kullanalım? C.Perez ve L.Soete adlı iki kalkınma iktisatçısının ortaya atmış olduğu ''Fırsat Pencereleri'' yaklaşımını, kaçırmamız ve kaçınmamız facia olabilecek Sanayi-Endüstri 4.0 ile bağdaştırmak istiyorum; ve fırsat pencereleri yaklaşımını, Türkiye açısından Sanayi 4.0'a açılan pencere olarak görüyorum . Mezkur iki iktisatçı pencereleri ikiye ayırmışlardır. İlk pencere onlara göre dar ve elverişsizdir ki ilk pencereden kasıt, az gelişmiş(AGÜ) ve gelişmekte olan ülkelerin(GOÜ), mevcut üretim teknolojisi ve standardizasyonunu gelişmiş ülkelerden taklit ederek teknoloji açığını gidermesidir. Ancak bu, gelişmiş ülkelerin teknoloji transferine sıcak bakmamaları sebebiyle güçtür. Bunu kavramış...