Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH ya da GDP), Bir ekonominin, belirli bir dönemde -genellikle bir yıl- ürettiği mal ve hizmetlerin parasal olarak toplulaştırılmış değeridir.
Ürün üretilir, satılır ve belirli bir vadede tahsilatı yapılarak hasılat kaydedilir. Buna göre GSYİH da üç farklı metodla hesaplanmaktadır: Üretim Yöntemi, Harcama Yöntemi, Gelir Yöntemi. Yazının amacı yöntemlerin detayı olmadığından, yalnızca kısaca açıklayarak devam edeceğim.
Üretim Yöntemi: Bir ekonomideki toplam katma değerlerin toplanarak GSYİH'ya ulaşılmasıdır. Klasik örnekle, bir ekmek; çiftçi-> değirmenci -> uncu-> dağıtımcı ve fırın aşamalarıyla soframıza gelir. Tablo 1'de çiftçi buğdayı 10 TL'ye değirmenciye; değirmenci öğüttüğü buğdayı 20 TL'ye uncuya... satmakta ve süreç tablodaki gibi devam etmektedir. Ve nihayetinde söz konusu ekmek 40 TL'ye nihai tüketiciye(bize) satılmaktadır. Ekonominin toplam üretimini dikkate aldığımızdan, her aşamada ilgili malın bir önceki aşamanın ne kadar üstünde satıldığı dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır. Ekonomi de her üreticinin aynı zamanda bir tüketici olduğunu unutmamalıyız.
Tablo 1: Üretim Yöntemiyle GSYİH
Buna göre sadece ekmeğin olduğu farazi bir ekonomide GSYİH, katma değerler toplanarak (10+10+10+5+5) 40 TL olacaktır. Eğer her biri için katma değerlerin toplanması yerine, satış fiyatları toplanılsaydı çift sayım(mükerreriyet) hatası yapılmış olacaktı. Çünkü değirmencinin 20 TL'lik satış fiyatı, 10 TL'lik çiftçinin satış bedelini de içermektedir.
Harcama Yöntemi: İktisat literatüründe ekonomik kesimler (karar birimleri, iktisadi ajanlar) 4 sınıfta toplanır. GSYİH da buradan hareketle harcama yöntemiyle; tüketim, yatırım, kamu harcamaları ve net ihracat(ihracat-ithalat) toplamından oluşmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ithalat harcamalarının hesaplamada - (eksi) olarak kaydedilmesidir. Bunun nedeni ithalat harcamalarının yurtdışında üretilen mal ve hizmetlere yönelik olarak yapılmasıdır. gsYURTİÇİhasıla hesaplamasında bu nedenle eksi olarak kaydedilir.
Gelir yönteminde ise, üretilen mal ve hizmetlerin toplam bedelinden üretim faktörlerinin aldığı paylar(ücret, faiz, kira, kar) toplanılarak GSYİH'a ulaşılır.
Buraya kadar yapılan açıklamalarda kısaca, aşağıda bahsetmek istediğim konuya dair bir kavram haritası çizmek istedim. COVID 19 sonrası ekonominin çarkları ne kadarlık bir sürede daha hızlı işlemeye başlayacaktır ? Bunu belirleyebilecek 3 temel gecikme ve genel değerlendirmeye aşağıda yer verilmiştir:
COVID 19 salgınının muhtemel ekonomik etkilerine dair aşağıdaki gecikmeler dikkate alınmalıdır:
1- Ekonomi'de yavaşlayan aktivite, salgının atlatılması sonrası harcamalarda keskin artışla karşılaşabilecektir.
2- Harcama artışı elbette iktisadi performansın artması açısından belirleyicidir. Ancak harcamalardaki artış, iktisat politikaları ve devlet teşvikleriyle beslenmelidir. Bunun nedeni karar birimlerinin yaptığı harcama taleplerinin üretimi tetiklemesinin zaman almasıdır. Üreticilerin yeniden talebi karşılayacak kapasiteye gelmesi, istihdamın yeniden artması, üretimin gerçekleşmesi, firma itibarının ve ekonomideki güven endekslerinin yeniden artması vakit alacaktır. Harcama ile üretim arasında geçen bu süreç literatürde Lunberg Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Devletimiz, bankalar vasıtasıyla, Çek Destek Kredisi ve Cansuyu Kredisi gibi ürünlerin oluşturulmasıyla itibar gecikmesinin; işten çıkarma yasağı gibi katı politikalarla ise istihdam gecikmesinin önünü alıcı önemli adımlar atmaktadır. İktisat Politikası temelde para ve maliye politikalarından müteşekkil olsa da kimi zamanlarda bu nevi katı tedbirler gerekli olmaktadır.
3-Üretim artışının gerçekleştiğini varsayalım: Bu durumda gelirde hemen bir artış beklenebilir mi? Piyasada özellikle sektörler bazında satışların gerçekleşmesi zaman almakta; tahsilat vadeleri farklılık arz etmektedir. Buna göre üretimin gelire dönüşümü de zaman alacaktır. Bu durum iktisat literatüründe Meltzer Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Bu noktada öncelik olarak beklenen, TCMB marifetiyle genişletici para politikasıdır. Yani para basılmasıdır. Buna göre TCMB'de bankalar vasıtasıyla gecikme süreci aşılana kadar gerekli likiditeyi piyasaya sağlayacaktır.
4- Artık harcamalar stabil (örneğin 6 ay sonra) ve üretim de kapasite kullanım oranının %85 olarak gerçekleşmesiyle verimli sayılabilecek düzeyde olsun. Satışların yapıldığını; gelirlerin de tahsil edildiğini düşünelim. Tahsil edilen gelirlerin belirli kısmının yeniden harcamaya (tüketim harcaması talebi, yatırım harcaması talebi, net ihracat) kanalize olması da bir süreci içermektedir. Bu durum iktisat literatüründe Robertson Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Bahse konu sürecin aşılması, gereken iktisat politikalarıyla gerçekleşecektir. Gelirin tekrardan toplam harcamayı ve dolayısıyla üretimi tetiklemesi için, söz konusu gecikme süreci beklenmeden, gerekli para ve maliye politikası araçlarıyla gecikme süresi asgariye indirilmelidir. Bu 4 maddede belirtilen iktisat politikası ve Devletin ekonomiye müdahale etme durumlarının tamamının asıl amacı, tedarik zincirinin kopmasının engellenmesidir.
Söz konusu gecikmelere ilişkin süreç, aşağıda Şekil 1'de özetlenmiştir.
Genel Değerlendirme
Yazıda bahsedilen gecikmeler olağan bir süreçte olan ekonomiler için de geçerlidir. Fakat karşı karşıya olduğumuz salgın, çarkları keskin bir şekilde yavaşlatmaktadır. Ve ekonomi dışı bir süreç olup, karar birimlerine tercih seçeneği bırakmamaktadır . Bunun yanında olağan bir süreçte olan ekonomilerde, söz konusu gecikmeler döngüsel bir hal almış; piyasa yapısı; vadeler, karar birimlerinin beklentileri buna göre ayarlanmıştır. Yani döngüsel ve kümüle bir süreç olup, karar birimleri tercihlerini belirsiz olmayan bu yapıya göre belirlemektedir. Oysa içinde bulunduğumuz durumda belirsizlik en önemli sorundur. Devlet gereken bütün tedbir ve politikalarla bu belirsizliği azaltmalıdır.
Aslında bahsedilen gecikmeler gerekli politikalarla asgariye indirilmezse tedarik zincirinin kopması söz konusu olabilecektir. Yukarıdaki, üretim yöntemiyle GSYİH örneğini bir tedarik zinciri olarak niteleyebiliriz. Eğer bu halkalar kopmaya başlarsa, bunun yeniden stabil hale getirilmesi, asıl gecikme olabilecektir. Buna göre tüm bu durumları Devletin ekonomiye müdahale gerekçesi olarak algılıyorum.
(İktisat-Maliye alanında okuyanlara/okuma yapanlara/çalışanlara hitaben: Söz konusu gecikmeleri, devletin ekonomiye müdahale gerekçesi olarak algılıyorum. Bunları da "Piyasa Başarısızlığı" olarak değerlendirelim gayrı.)
Son Söz: İnsanlar yalnızca GSYİH ile yaşamazlar (Paul Samuelson).
Ürün üretilir, satılır ve belirli bir vadede tahsilatı yapılarak hasılat kaydedilir. Buna göre GSYİH da üç farklı metodla hesaplanmaktadır: Üretim Yöntemi, Harcama Yöntemi, Gelir Yöntemi. Yazının amacı yöntemlerin detayı olmadığından, yalnızca kısaca açıklayarak devam edeceğim.
Üretim Yöntemi: Bir ekonomideki toplam katma değerlerin toplanarak GSYİH'ya ulaşılmasıdır. Klasik örnekle, bir ekmek; çiftçi-> değirmenci -> uncu-> dağıtımcı ve fırın aşamalarıyla soframıza gelir. Tablo 1'de çiftçi buğdayı 10 TL'ye değirmenciye; değirmenci öğüttüğü buğdayı 20 TL'ye uncuya... satmakta ve süreç tablodaki gibi devam etmektedir. Ve nihayetinde söz konusu ekmek 40 TL'ye nihai tüketiciye(bize) satılmaktadır. Ekonominin toplam üretimini dikkate aldığımızdan, her aşamada ilgili malın bir önceki aşamanın ne kadar üstünde satıldığı dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır. Ekonomi de her üreticinin aynı zamanda bir tüketici olduğunu unutmamalıyız.
Tablo 1: Üretim Yöntemiyle GSYİH
Buna göre sadece ekmeğin olduğu farazi bir ekonomide GSYİH, katma değerler toplanarak (10+10+10+5+5) 40 TL olacaktır. Eğer her biri için katma değerlerin toplanması yerine, satış fiyatları toplanılsaydı çift sayım(mükerreriyet) hatası yapılmış olacaktı. Çünkü değirmencinin 20 TL'lik satış fiyatı, 10 TL'lik çiftçinin satış bedelini de içermektedir.
Harcama Yöntemi: İktisat literatüründe ekonomik kesimler (karar birimleri, iktisadi ajanlar) 4 sınıfta toplanır. GSYİH da buradan hareketle harcama yöntemiyle; tüketim, yatırım, kamu harcamaları ve net ihracat(ihracat-ithalat) toplamından oluşmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ithalat harcamalarının hesaplamada - (eksi) olarak kaydedilmesidir. Bunun nedeni ithalat harcamalarının yurtdışında üretilen mal ve hizmetlere yönelik olarak yapılmasıdır. gsYURTİÇİhasıla hesaplamasında bu nedenle eksi olarak kaydedilir.
Gelir yönteminde ise, üretilen mal ve hizmetlerin toplam bedelinden üretim faktörlerinin aldığı paylar(ücret, faiz, kira, kar) toplanılarak GSYİH'a ulaşılır.
Buraya kadar yapılan açıklamalarda kısaca, aşağıda bahsetmek istediğim konuya dair bir kavram haritası çizmek istedim. COVID 19 sonrası ekonominin çarkları ne kadarlık bir sürede daha hızlı işlemeye başlayacaktır ? Bunu belirleyebilecek 3 temel gecikme ve genel değerlendirmeye aşağıda yer verilmiştir:
COVID 19 salgınının muhtemel ekonomik etkilerine dair aşağıdaki gecikmeler dikkate alınmalıdır:
1- Ekonomi'de yavaşlayan aktivite, salgının atlatılması sonrası harcamalarda keskin artışla karşılaşabilecektir.
2- Harcama artışı elbette iktisadi performansın artması açısından belirleyicidir. Ancak harcamalardaki artış, iktisat politikaları ve devlet teşvikleriyle beslenmelidir. Bunun nedeni karar birimlerinin yaptığı harcama taleplerinin üretimi tetiklemesinin zaman almasıdır. Üreticilerin yeniden talebi karşılayacak kapasiteye gelmesi, istihdamın yeniden artması, üretimin gerçekleşmesi, firma itibarının ve ekonomideki güven endekslerinin yeniden artması vakit alacaktır. Harcama ile üretim arasında geçen bu süreç literatürde Lunberg Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Devletimiz, bankalar vasıtasıyla, Çek Destek Kredisi ve Cansuyu Kredisi gibi ürünlerin oluşturulmasıyla itibar gecikmesinin; işten çıkarma yasağı gibi katı politikalarla ise istihdam gecikmesinin önünü alıcı önemli adımlar atmaktadır. İktisat Politikası temelde para ve maliye politikalarından müteşekkil olsa da kimi zamanlarda bu nevi katı tedbirler gerekli olmaktadır.
3-Üretim artışının gerçekleştiğini varsayalım: Bu durumda gelirde hemen bir artış beklenebilir mi? Piyasada özellikle sektörler bazında satışların gerçekleşmesi zaman almakta; tahsilat vadeleri farklılık arz etmektedir. Buna göre üretimin gelire dönüşümü de zaman alacaktır. Bu durum iktisat literatüründe Meltzer Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Bu noktada öncelik olarak beklenen, TCMB marifetiyle genişletici para politikasıdır. Yani para basılmasıdır. Buna göre TCMB'de bankalar vasıtasıyla gecikme süreci aşılana kadar gerekli likiditeyi piyasaya sağlayacaktır.
4- Artık harcamalar stabil (örneğin 6 ay sonra) ve üretim de kapasite kullanım oranının %85 olarak gerçekleşmesiyle verimli sayılabilecek düzeyde olsun. Satışların yapıldığını; gelirlerin de tahsil edildiğini düşünelim. Tahsil edilen gelirlerin belirli kısmının yeniden harcamaya (tüketim harcaması talebi, yatırım harcaması talebi, net ihracat) kanalize olması da bir süreci içermektedir. Bu durum iktisat literatüründe Robertson Gecikmesi olarak adlandırılmaktadır. Bahse konu sürecin aşılması, gereken iktisat politikalarıyla gerçekleşecektir. Gelirin tekrardan toplam harcamayı ve dolayısıyla üretimi tetiklemesi için, söz konusu gecikme süreci beklenmeden, gerekli para ve maliye politikası araçlarıyla gecikme süresi asgariye indirilmelidir. Bu 4 maddede belirtilen iktisat politikası ve Devletin ekonomiye müdahale etme durumlarının tamamının asıl amacı, tedarik zincirinin kopmasının engellenmesidir.
Söz konusu gecikmelere ilişkin süreç, aşağıda Şekil 1'de özetlenmiştir.
| Şekil 1: Ekonomide Gecikmeler |
Yazıda bahsedilen gecikmeler olağan bir süreçte olan ekonomiler için de geçerlidir. Fakat karşı karşıya olduğumuz salgın, çarkları keskin bir şekilde yavaşlatmaktadır. Ve ekonomi dışı bir süreç olup, karar birimlerine tercih seçeneği bırakmamaktadır . Bunun yanında olağan bir süreçte olan ekonomilerde, söz konusu gecikmeler döngüsel bir hal almış; piyasa yapısı; vadeler, karar birimlerinin beklentileri buna göre ayarlanmıştır. Yani döngüsel ve kümüle bir süreç olup, karar birimleri tercihlerini belirsiz olmayan bu yapıya göre belirlemektedir. Oysa içinde bulunduğumuz durumda belirsizlik en önemli sorundur. Devlet gereken bütün tedbir ve politikalarla bu belirsizliği azaltmalıdır.
Aslında bahsedilen gecikmeler gerekli politikalarla asgariye indirilmezse tedarik zincirinin kopması söz konusu olabilecektir. Yukarıdaki, üretim yöntemiyle GSYİH örneğini bir tedarik zinciri olarak niteleyebiliriz. Eğer bu halkalar kopmaya başlarsa, bunun yeniden stabil hale getirilmesi, asıl gecikme olabilecektir. Buna göre tüm bu durumları Devletin ekonomiye müdahale gerekçesi olarak algılıyorum.
(İktisat-Maliye alanında okuyanlara/okuma yapanlara/çalışanlara hitaben: Söz konusu gecikmeleri, devletin ekonomiye müdahale gerekçesi olarak algılıyorum. Bunları da "Piyasa Başarısızlığı" olarak değerlendirelim gayrı.)
Son Söz: İnsanlar yalnızca GSYİH ile yaşamazlar (Paul Samuelson).
Yorumlar
Yorum Gönder