Ana içeriğe atla

Fırsat Pencereleri ve Endüstri 4.0 (2)

Endüstri 4.0 meselesi ile alakalı Türkiye'de, özellikle yazılımcılar ve mühendisler tarafında bir ilgi mevcut. Fakat bu ilginin yetersiz ve devlet teşvikleri bakımından da desteksiz olduğunu söylemek mümkün(bildiğimiz kadarıyla). İktisatçılar ise birkaç akademisyen dışında bu konuya oldukça uzak. Birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerini işleyen hocalarımız bulunuyor ve hatta buna Endüstri 4.0'ı da ilave ediyor. Belirtmek gerekirse, bu yazıda benim amacım ilk yazı ile ilişkilendirerek; kısaca özetlemek ve bu bahse son vermek.

Endüstri 4.0; yapay zeka özelinde robotların üretimde ana faktör olduğu, nesnelerin internete sahip olması ve birbiriyle 'insiyatif ve seçim bilinciyle' irtibata geçmesi, üretimin dijitalleşmesi gibi ana unsur özelliklere sahip. Bu unsurlar, üretim ilişkilerini ve üretim düzeyini doğrudan etkileyecek cinste. Bunun yanında üretim faktörleri arasında devrim niteliğinde bir değişime sebep olacak: Fonksiyonel gelir dağılımında yeniden dağılım... İş sahasında istihdamı kabul görecek işçiler, beşeri/entellektüel sermaye cinsinden işçiler olacak. Bu demektir ki vasıfsız işçiler makina kırıcılığı yerine robot kırıcılığına soyunabilecek. Robottan kastım sadece insan karoserisine sahip yaratıklar değil; bir kamyon yahut vince de benzese yapay zekayı haiz demir yığınları... Elbette bu devrim de maalesef dış menşeli. Yani üreticisi olmadığımız bir süreçle yeniden karşı karşıyayız. Bu noktada yapılacak yegane şey, devlet, sanayi ve üniversite kesiminin üst düzey bir konsorsiyum oluşturmasıdır. Bu şura şimdiye kadar oluşturulan tüm meclislerden daha nitelikli bir heyet olmalıdır. İçerisinde yazılımcıları, mühendisleri, bürokratları, iktisatçıları, alanında en yetkin ilgili akademisyenleri... barındırmalıdır. 

Fırsat Pencereleri yaklaşımındaki ikinci pencereye dönersek. yapay zeka üretim araçlarına yatırım yapacak olan gelişmiş ülkelerin, hem mevcut sermaye yönünden batık bir maliyete hem kurumlarını yeni düzeye evirme açısından adaptasyon maliyetine sahip olduğunu görürüz. Oysa Türkiye gibi henüz 3. hatta 2. sanayi devriminin hakkını verememiş ülkeler için bu iki maliyet söz konusu değildir. Bu yeni üretim teknolojisinin transferi, taklidi, özümsenmesi ve yeniden üretimi ile inovatif üretimleri için mezkur şura, iki gün sonra değil; yarın derhal gerekli adımları atmalıdır. ''Yapısal reformları gerçekleştirmeden sıçramak mümkün mü ?'' sorusunun cevabı ayrı bir yazının konusunu oluşturabilir. Bizim için şuan burada önemli olan, 2. ve 3. sanayi devrimlerini gerçekleştirmek değildir. Bu mümkün de görünmüyor ve olsa dahi bir işlevi olacağı düşünülmemelidir. Zira çağın gereklerine göre Ağır Sanayi Hamlesi'ni yapmak için yoğun mesai harcayan Prof. Dr. Necmettin Erbakan bugün yaşasa, hiç şüphesiz şuan sanayi 4.0 için dertleniyor, çalışıyor olacaktı. Rahmet olsun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CLI(Composite Leading Indicators) Bileşik Öncü Göstergeler

             Ekonomide, konjonkturel dalgalanmadan sonra yön değiştiren değişkenlere geciken değişken (gelire bağlı faiz değişimi vs.); konjonkturle eşanlı yön değiştiren değişkenlere uyan değişken (işsizlik, istihdam verileri vs.), konjonkturden önce yön değiştiren değişkenlere ise öncü değişken denmektedir. Nitelik itibariyle birincisi sonuçların etkisini gözlemlemek için elverişlidir. İkinci konjonktür ve değişken arasındaki bağıntının kuvvetinin çözümlenmesi için; üçüncüsü ise GDP düzeyinin ve buna bağlı değişkenlerin tahminlenmesi ve öngörülmesi ile stratejik planların  hazırlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bazı durumlarda ise gerekli önlemlerin alınması açısından erken uyarı sinyali işlevi görür.  CLI indeksi ( bileşik öncü göstergeler) ,OECD ve TCMB tarafından yayınlanmakta olup, kapasite kullanım oranı; sanayi üretim endeksi, tüketici güven endeksi, iş alemi elektrik tüketimi (kw/h) gibi kalemlerin belirli ağ...

FIRSAT PENCERELERİ: YERLİ OTOMOBİL VE TÜMOSAN ATILIMI

Yapısalcı İktisat yaklaşımı 2018 Aralık'tan günümüze kadar uzanan süreç itibariyle içinde bulunduğumuz durumla adeta örtüşmektedir. Ekonomi yönetimi ve özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmekte olduğu, yeni ekonomi modeli ve güncel önlemler, yapısalcı okula yakın uygulamaları ortaya koymaktadır. Bir taraftan cari açığı kapatıcı, eğitim sistemini dönüştürücü(Eğitim Bakanı Ziya Selçuk koordinasyonunda sanayi 4.0, blokchain, yapay zeka-AI gibi.), savunma sanayiini yerlileştirici… yapısal reform adımları atılırken, bir taraftan da kısa vadeli makro dengeler, çıkar gruplarını sürece inandırarak; sürece katarak(enflasyonla topyekun mücadele, beyaz eşya/mobilya vergi indirimleri…), enflasyon ve diğer ataletlerden kurtarmak suretiyle sağlanmaya çalışılmaktadır. Döviz kurundaki asıl hedefe ise, değişim aşamasında varılacaktır. YEP/OVP sloganı dahi, kronolojik olarak yapısalcı okulu vurgulamaktadır: Dengelenme, disiplin, değişim…(Yapısal İktisat Ekolünün temel düşünc...

Fırsat Pencereleri ve Endüstri 4.0

Teknoloji Transferi ve Fırsat Pencereleri İlk yazıma başlarken, bu blogu açma amacımın öncelikle ülkeme faydalı hizmetler sunmak olduğunu bir temenni olarak belirtiyorum.Kalkınma İktisadı güncel olarak bize ne söyler? Bugün için, bir araç olan Kalkınma İktisadını nasıl kullanalım? C.Perez ve L.Soete adlı iki kalkınma iktisatçısının ortaya atmış olduğu ''Fırsat Pencereleri'' yaklaşımını, kaçırmamız ve kaçınmamız facia olabilecek Sanayi-Endüstri 4.0 ile bağdaştırmak istiyorum; ve fırsat pencereleri yaklaşımını, Türkiye açısından Sanayi 4.0'a açılan pencere olarak görüyorum . Mezkur iki iktisatçı pencereleri ikiye ayırmışlardır. İlk pencere onlara göre dar ve elverişsizdir ki ilk pencereden kasıt, az gelişmiş(AGÜ) ve gelişmekte olan ülkelerin(GOÜ), mevcut üretim teknolojisi ve standardizasyonunu gelişmiş ülkelerden taklit ederek teknoloji açığını gidermesidir. Ancak bu, gelişmiş ülkelerin teknoloji transferine sıcak bakmamaları sebebiyle güçtür. Bunu kavramış...